Bu ülkenin evlatları asırlar boyu mektebe besmeleyle başladılar. Besmele kaldırılıp yerine “Türküm, doğruyum, çalışkanım” denilince, Kürt bir Müslüman evladı da “ya öyle mi? Ben de Kürdüm, daha doğruyum, daha çalışkanım” demeye başladı; insanlar birbirine yabancılaştırıldı. Peki biz ne diyoruz? “Arkadaş, Kürtçe konuşacaksın — ne konuşacaksın? Ateistlik konuşacaksan Türkçe de konuşsan zararlısın. İslam kardeşliğini, birliğimizi konuşacaksan istersen Ugandaca konuş, ben seni alnından öperim.” Ana dilini konuşmak en tabii insan hakkıdır; bunu önlerseniz zalim olursunuz. Ama çözüm ayrı devlet, ayrı federasyon da değildir — Batılılar birleşip tek devlet olurken bizi parçalama oyununa gelmek kimseye saadet getirmez.
NECMETTİN ERBAKAN
Kaynak: Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.173-174
Doğrulanmış kaynakSöz, kaynak metinde birebir ya da çok yakın biçimde bulundu.
Doğrulama notu: Kitapta birebir; daha önce ELENENLER'de bekletilen “Ne mutlu Türk'üm” sözünün tam bağlamı budur
Aynı temadan
- Bu memlekette herkese iş var.
- D-8 sadece 8 ülkenin bir araya gelmesi değildir; 1.5 milyarlık İslam dünyasının ve ezilen tüm mazlum ulusların yeni…
- Bu ülkenin evladı bir yerde bir hata yapmış olabilir; ama bu, o insanın hayatı boyunca yok edilmesini gerektirmez.…
- Analar yavruları için yanıp tutuşuyordu; gitmiş, yavrularını kurtarmış. Bu insani ve vicdani bir olaydır; başka türlü…
- Barış, kardeşlik, sevgi, adalet ve huzur tüm insanlığın ortak talebidir.