Ekonomi ve Ağır Sanayi
105 kaynaklı söz
Bugün Hollanda'da bir inekten günde 50 kilogram süt alınıyor, bizim yerli ineğimizden hâlâ en fazla 5 kilogram. Kendi ineğimizden en az 50 kilo süt alacak ilmî ve teknolojik şartları hazırlamazsak, öyle topa tanka bile gerek yok; sütle boğar, peynirle kafamızı kırarlar.
— Yaygın derleme
Faiz haramdır, günahtır şeklinde milyonlarca kere tekrarlanan sözler, faiz oranını ve tahribatını artırmaktan başka bir netice vermemiştir. Cenab-ı Hak bize faizin haram olduğunu konuşmamızı değil, faiz sistemini değiştirmemizi emretmektedir.
— necmettinerbakan.net — Altın Sözler
Siyasi ve iktisadi sömürüye, rüşvete ve adam kayırmaya, millî kültür düşmanlığına, zümre saltanatına ve anarşiye son vereceğiz.
— necmettinerbakan.net — Altın Sözler
Biz ilkokulda her yıl Yerli Malı Haftası yapardık. Ne demek Yerli Malı Haftası? Kendi gücümüzle kalkınacağız; bizim üzümümüzle, fındığımızla, çayımızla, pamuğumuzla, pancarımızla. Bizim ürünümüzle kalkınacağız. Buna Millî Görüş derler.
— Milli Gazete aktarımı — Atatürk ilkeleri konuşması
1927'de Kayseri uçak fabrikası kuruldu. Sene 27, düşününüz — uçak sanayii gibi bir sanayiyi kuracağız diyor. Bunun altında yatan mana nedir? Biz sanayileşeceğiz, savunma sanayimizi kendimiz kuracağız diye haykırmak demektir.
— Video: Erbakan'ın Atatürk konuşması kaydı
Özelleştirme ne demek? Maziyi satmak demek. Bu millet yıllarca uğraşmış, didinmiş, bu KİT'leri yapmış, bu imkânları yapmış.
— TBMM Tutanağı, 8 Aralık 1993 (D.19 C.46 B.38), s.58
Kâr haktır, faiz haksızlıktır.
— Video kaydı: GiRj4WpJ5Eg — 00:21 (Erbakan'ın kendi sesi)
Bugünkü şu düzen, hakkı 100 olan insana 8 veriyor, 92'sini alıp elinden götürüyor. Bu zulümdür.
— Video: Bush Fıkrası (Erbakan Vakfı kanalı)
Kapitalizm zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar. Çünkü kapitalizmin içerisinde faiz denilen bir virüs, bir mikrop vardır.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması
Adil düzen dediğimiz zaman, çiçek hastalığının ilacı kızamık hastalığı değildir.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması (Erbakan Hoca Videoları)
Bugünkü faizci kapitalist düzen, hakkı yüz olan insana sekiz veriyor; on ikide birini veriyor. Bu düzen gerçekte bu kadar zalimdir.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması (Erbakan Hoca Videoları)
Altı balyoz vuruyor, ancak altıncı balyoz sofrasına geliyor; beşini elinden alıp götürüyorlar. Onun için sofrasına kuru ekmek geliyor, soğanı bile katık olarak bulamıyor.
— Video kaydı: 8qGuHKYlOAg — 29:10 (Erbakan'ın kendi sesi)
Firavunun köleleri o günün modasına göre çuvaldan eteklik giyerdi; sen çağ atlamış kölesin, yamalı pantolon giyiyorsun. Aynı köle düzeni.
— Video kaydı: CCexFHeuXvk — 48:40 (Erbakan'ın kendi sesi)
Adil düzen; hem ekonomik sahada, hem siyasi sahada, hem ilmî sahada, hem de ahlakî sahada lazımdır.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması (Erbakan Hoca Videoları)
Bugün kazandığının altı mislini kazanmak istemez misin?
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması (Erbakan Hoca Videoları)
Vatandaşa iş bulmak yetmez; kendi ilçesinde iş bulmak mecburiyetindeyiz.
— Video: Ahmet Hakan ile Arka Plan, 28.06.1996 (Kanal 7 arşivi)
Allah'ın verdiği nimetler ve o genç nüfus, halkımızın bugün çektiği ızdıraba layık değildir. Bu halk çok daha müreffeh yaşamaya layıktır.
— Video: Ahmet Hakan ile Arka Plan, 28.06.1996 (Kanal 7 arşivi)
Güçlenmenin çaresi teknolojidir; teknoloji olmadan güçlenmek mümkün değildir.
— Video: Flash TV, 01.07.2007
Faydalı yatırım yapacak insana faizsiz kredi vereceğiz. Banka faize para vermeyecek; müteşebbisin kurduğu fabrikanın hammaddesini getirip verecek, üretime ortak olacak, üretimden kendi hakkına düşen kârı alacak.
— Video: Şeytanın Avukatı, 1995 (32.Gün arşivi)
Üretime en kısa yoldan ve en ucuz şekilde ulaşalım; ulaştıktan sonra da o üretimdeki değer artışını adil bir şekilde paylaşalım. Üretime katkıda bulunan, katkısı oranında hakkını alsın.
— Video: Şeytanın Avukatı, 1995 (32.Gün arşivi)
Bir iktisat fakültesinde taklitçilik yüzünden hoca çıkıyor, faizin faydalarını anlatıyor. Hâlbuki faizin nasıl bir mikrop olduğu anlatılmalı ki insanlar gerçeği görsün.
— Video: Şeytanın Avukatı, 1995 (32.Gün arşivi)
Vatandaşı bir su borusunun içine koymuşlar, tepesine beş değirmen taşı yerleştirmişler. Bu taşlar düzenin mikroplarıdır: faiz, haksız vergi, darphane, kambiyo ve bugünkü kredi düzeni. Onun için beli bükülmüş, ayağı ayakkabısından çıkmış, dili dışarıda. Peki niye böyle oluyor? Çünkü bu adam geçen seçimde oyunu verirken farkında olmadan “Ya Rabbi, ben belamı istiyorum” diye vermiş.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması
Bir demirci altı balyoz vurur. Birinci balyoz İsrail'e uçak parası olur, ikincisi tank parası, üçüncüsü beş yıldızlı otelde şampanya parası, dördüncüsü kumar parası, beşincisi otel kredisi olur. Ancak altıncı balyoz kendi sofrasına gelir. Onun için kuru ekmek yer, katığı yoktur.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması · Adil Ekonomik Düzen (RP yayını, 1991, TBMM Açık Erişim) —…
Bugün Hollanda'da bir inekten günde 50 kilogram süt alınıyor, bizim yerli ineğimizden hâlâ en fazla 5 kilogram. Kendi ineğimizden en az 50 kilo süt alacak ilmî ve teknolojik şartları hazırlamazsak, öyle topa tanka bile gerek yok; bizi sütle boğar, peynirle kafamızı kırarlar.
— Yaygın derleme
Faydalı yatırım yapacak insana faizsiz kredi vereceğiz. Banka faize para vermeyecek; müteşebbisin kurduğu fabrikanın hammaddesini getirip verecek, üretime ortak olacak, üretimden kendi hakkına düşen kârı alacak. Böylece paran sana bugünkünden daha çok getirecek — üstelik fakir fukaranın hakkı olarak değil, temiz ve helal kazanç olarak.
— Video: Şeytanın Avukatı, 1995 (32.Gün arşivi)
Birisi faizi de kârı da serbest bırakmış — kapitalizm milleti inletiyor. Öbürü faizi de kârı da kaldırmış — o da milleti inletiyor. Bunun doğrusu şudur: kâr haktır, çünkü bir emek karşılığıdır. Faiz ise emeksiz gelirdir.
— Video: enflasyon konuşması kaydı
Adil düzen yalnız ekonomik bir program değildir. Hem ekonomik sahada, hem siyasi sahada, hem ilmî sahada, hem de ahlakî sahada bir düzendir. Bu düzenin bir an evvel kurulması insanlığın saadetinin anahtarıdır.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması
İşe başlarken bütün fırınlara bir emir vereceğiz: bir hafta müddetle üç vezne açacaksınız. Birincisinin üstüne “faiz” yazacaksınız — vatandaş ekmeğin içindeki faizi oraya yatıracak ve ne kadar faiz ödediğini bilecek. İkincisine “vergi”, üçüncüsüne “alın teri” yazacaksınız. Böylece herkes parasının nereye gittiğini görecek. Ondan sonra adil düzeni kuracağız.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması
Millî Güvenlik Kurulu'na paralel bir Millî Bağımsızlık Kurulu kuracağız. Çünkü para transfer edemiyorsan, uçağını uçuramıyorsan, her şeyin onlara bağlıysa — sömürüldükten sonra güvenliğini nasıl sağlayacaksın? Önce kendimizi bu bağımlılıktan kurtarmamız lazım.
— Video: Flash TV, 01.07.2007 (2. bölüm)
Bir Yüksek Teknoloji Kurulu kuracağız. Çünkü bugün bizim için en önemli konu güçlenmektir ve güçlenmenin çaresi teknolojidir; teknoloji olmadan güçlenmek mümkün değildir. Bunu diğer Müslüman ülkelerle beraber sağlayacağız.
— Video: Flash TV, 01.07.2007 (2. bölüm)
Bir devlet bakanımızın münhasıran görevi, Türkiye'nin bütün ilçelerinde işsizliğe son verecek istihdam projelerini takip etmek olacaktır. Çünkü vatandaşa iş bulmak yetmez; kendi ilçesinde iş bulmak mecburiyetindeyiz. Göç çok ağır bir şeydir; Allah kimseyi ailesinden ayrılmaya mecbur bırakmasın.
— Video: Ahmet Hakan ile Arka Plan, 28.06.1996 (Kanal 7 arşivi)
Bu düzen insanın hakkını beş yoldan alıyor: faiz, haksız vergi, darphane (karşılıksız para basmak), kambiyo ve bugünkü bankacılık düzeni. Biz herkese hakkını veren, faizsiz, haksız vergileri kaldırmış, darphanesinde bir kuruş dahi karşılıksız para basmayan, paranın değerini emirle değiştirmeyen ve çalışana faizsiz kredi veren bir düzen istiyoruz.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması
Hak-İş Konfederasyonu'nun yıllık toplantısında “bugünkü idare çok zalim, çalışanların yüzde 35'ini kesiyor” dediler. Kalktım, esasları gösterdim: yanlış söylüyorsunuz, yüzde 35'ini değil, yüzde 92'sini haksız olarak alıp götürüyor. Sigorta kesiyor, vergi kesiyor, aldığın malın üçte biri faiz, üçte biri vergi; üstüne darphane, kambiyo ve bankacılık. Netice: hakkı yüz olan insana sekiz veriyor.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması
Körfez Harbi münasebetiyle Mısırlı parlamenterlerle konuşuyorduk. Onlara sordum: bizim 50 milyar dolar dış borcumuz var, senede 8,5 milyar dolar faiz ödüyoruz. “Bizim de 50 milyar dolar borcumuz var, biz de senede 7 milyar dolar faiz ödüyoruz” dediler.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması
Meşhur sözümüz kulağınıza kadar gelmiştir: bu ekonomik düzende para basma makinelerinin takır takır sesi demek, vatandaşın cebindeki parayı kemiren farenin dişinin kıtır kıtır sesi demek. O makineler çalıştıkça herkesin cebindeki para çalınıyor.
— Video kaydı: dcrTBcdW94k — 00:15 (Erbakan'ın kendi sesi)
Ortada savunma sanayi diye bir şey yok. Sözde uçak fabrikaları var; uçağı üç sandıkla getiriyor, cıvatasını sıkıyor, içinde elektronik tertibat yok. Irak Harbi tehlikesi çıkınca İncirlik'e Avrupa'dan uçaklar geliyor bizi korumak için. Hani siz uçak yapıyordunuz? Niye kendi ülkenizi kendi uçağınızla korumuyorsunuz?
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması
Vergi kanunları vergiyi kârdan değil, katma değerden ve gelirden alıyor; yani fakire ödetiyor. Zenginden çok vergi alsan da bugünkü düzende gene fakiri ezersin — çünkü o vergiyi buzdolabının fiyatına koyar.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması
Bugünkü düzende hepimiz beş mikrobun etkisi altındayız: faiz, haksız vergi, darphane, kambiyo ve kredi sistemi.
— Video: Bilkent Üniversitesi konuşması · Adil Ekonomik Düzen (RP yayını, 1991, TBMM Açık Erişim) —…
Onlar ortak, biz pazarız. Hem de daha Avrupa Birliği'ne girmeden böyle. “Girdik” dedin mi her tarafı bunların malı dolduracak. Biz ne olacağız? Kendi fabrikamızda, kendi vatanımızda tezgâhtar olacağız.
— Davam (Millî Gazete Ankara Kitap Kulübü baskısı) — arşiv nüshası: kitaplar/davam.pdf, PDF s.120
Bizim insanımız çalışkandır, doğru; ama mantar tabancasıyla kırk ikilik topun karşısına çıkılmaz.
— Davam (Millî Gazete Ankara Kitap Kulübü baskısı) — arşiv nüshası: kitaplar/davam.pdf, PDF s.120
Haziran ayında bir teneke peynir 100 bin liraya satılıyor. Üretici der ki: bana bugün 70 bin lira verirsen, 5 Temmuz'da A kalitesinde bir teneke peyniri sana teslim ederim. Parayı bugünden alan üretici üretimini finanse eder; alan kişi ucuza mal bağlamış olur. Arada faiz yoktur — senet, paraya değil MALA bağlanmıştır.
— Adil Ekonomik Düzen (RP yayını, 1991, TBMM Açık Erişim) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.48
Adil Düzen; hakkı üstün tutan, hürriyeti esas alan, huzuru ve güveni sağlayan bir düzendir. Hem kafayı, hem kalbi, hem kişilik ve itibarı, hem de karnı doyuran bir sistemdir.
— Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya (Ahmet AKGÜL, 11. baskı 2022) — kitaplar/adil_duzen.pdf, PDF s.57
Mesele aslında standart meselesi değildi. Mesele, Türkiye'nin şeftali yerine motor üretmek istemesiydi.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.8
Sanayileşmek demek, bir ülkenin kendi insanlarının mesai saatini kıymetlendirmesi demektir.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.191
Gerçek sanayileşme, fabrikalar yapacak fabrikalara sahip olmaktır. Beş yüz makarna fabrikası kurmak değil, o fabrikayı yapacak fabrikaya sahip olmaktır.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.196
Devlet, sanayileşmede öncülük görevini yapamamış; adeta bir trafik memuru gibi hareket etmiştir. Gelen projelere ya kırmızı ışık yakmıştır ya yeşil.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.196-197
Kadeş'te demir tekerlek, taş tekerleği yendi. Savaşı, teknolojide bir adım önde olan kazandı.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.197-198
Sultan Fatih'in döktürdüğü topları bugün Türkiye'de ihaleye çıkartsak, o kalitede dökebilecek firma bulamayız. Bu alanda ihtisas yapmış biri olarak söylüyorum.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.192
Osmanlı, İnebahtı'da yok edilen donanmasını altı ayda, eskisinden daha üstün olarak yeniden inşa etti. Bugünün ölçüleriyle bu, altı ayda elli tane uçak gemisi yapmak gibidir. Bunun içinde inanç, bilgi, planlama, organizasyon ve disiplin vardır.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.192
Almanya'nın meşhur çelik şehri Solingen, adını Haçlı Seferleri'ne katılmış bir ustadan alır. Bu usta, çeliğe nasıl su verildiğini Müslümanlardan öğrenmiş, dönüşte köyünde demirci dükkânı açmıştır. Bugün hayranlıkla bakılan o çelik merkezinin hocası biziz, İslam medeniyetidir.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.191
1957'deki Dünya Yol Kongresi'nde Yugoslav heyeti şunu anlattı: “Biz de sizin gibi 1947'de dış yardım aldık. Siz makineler ithal edip yol yaptınız; biz o parayla yol makinesi yapacak fabrikayı kurduk. Şimdi kendi makinelerimizi üretiyoruz; sıra yol yapmayı öğrenmeye geldi.” İtiraf etmeliyiz: bizim ithal makineler kısa sürede hurdaya döndü.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.195
1960 başında Başbakan Adnan Menderes Gümüş Motor'a geldi. “Ben bir çiftçiyim, benzer motorlardan kendim kullandım. Bu motorların Türkiye'de yapılmasının ne kadar büyük bir adım olduğunu çok iyi biliyorum” dedi ve sürüncemede kalan 1 milyon 300 bin dolarlık döviz tahsisini aynı gün çözdü.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.9-10
Lojistik Komutanı Alankuş Paşa'ya “Silahlı Kuvvetler pistonu ithal ediyor; bizim fabrikada yapalım. Bir gün Amerikalılar piston vermeyiz derse bütün vasıtalarımız yerinde kalmasın” dedim. Cevabı acıydı: “Çok haklısınız ama pistonları Amerikan yardımından alıyoruz; Amerika, yardım parasıyla benden piston alacaksın şartı koyuyor. Size sipariş vermemiz mümkün değil.”
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.10-12
Millî Birlik Komitesi Gümüş Motor'a gelip “ne isterseniz verelim” dediğinde para da döviz de istemedik; tek isteğimiz generallere bir konferans vermekti. İki yüz general toplandı; Türkiye'de neler yapılabileceğini iki saat anlattık. Film biter bitmez ışıklar açıldığında bir de baktım ki generallerin hepsi ağlıyor. Ordunun özünde böylesine yüksek millî hissiyat olduğunu orada gözümüzle gördük.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.13
Bakanlar Kurulu'nda “yerli üretim varsa ithalat yapılmasın” teklifimize itirazlar yağarken kurucu bakanlardan Ragıp Üner ayağa kalkıp gözyaşları içinde bağırdı: “Allah'tan korkun! Memleketin yetiştirdiği pırlanta gibi bir insan, ekmek su kadar doğal bir şey istiyor. Bir gün peynir ekmek yiyiverelim ama bu sorumluluğu yerine getirelim!”
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.14
Fabrika kurulurken iki büyük devalüasyon oldu; 6 milyon liralık maliyet 25 milyona çıktı. Seri üretime geçince ithalatçılar 10 bin liraya sattıkları motoru önce 5 bine, biz fiyat kırınca 2 bin liraya kadar düşürdüler. Amaç belliydi: Gümüş Motor'u iflasa sürüklemek. İthalatçı firmaların hemen tamamı azınlıklara mensup mümessillerdi.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.7-8
O yıllarda 20 milyon dolarlık yatırım kotasının 19 milyonu İstanbul'daki büyük ithalatçılara gidiyor, Anadolu'ya sadece 1 milyon kalıyordu. Kredileri Anadolu'ya yöneltince rahatsız oldular; TOBB Başkanı seçilince de kredi yetkisi siyasi bir kararla aniden Sanayi Bakanlığı'na alındı. Biz de dedik ki: madem yetki siyasetle alınıyor, mücadelemizi siyasette veririz.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.16-17
1951'de İstanbul Belediyesi 500 otobüs alacaktı; 64 yabancı firma teklif verdi. Teknik Üniversite olarak bizden rapor istediler. Raporumuzun başına şunu yazdık: “Bu kadar dövizi otobüslere vereceğimize, aynı parayla hem bu otobüsleri yapacak fabrika kurulur hem de bu otobüsler yapılır.” O rapor umarım hâlâ Motorlar Kürsüsü arşivindedir.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.194-195
Adamın kırk uçak gemisi var; “ben de kırk tane yapayım” dersen, sen kırkı yapana kadar o seksen yapar. Peki ne yapacaksın? Havada öyle bir manyetik alan oluşturursun ki gemiden atılan füzeyi havada yakalar, hatta geri çevirip onu atan geminin üzerinde patlatırsın. Onun 100 milyon dolarlık silahını sen 500 bin dolarlık sistemle engellersin. Teknoloji budur — geri kalmış ülkelerin öne geçmesi için Allah'ın bir rahmetidir.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.199
Millî Birlik Komitesi Bakanlar Kurulu'na önerdiğimiz metot: herhangi bir sanayi ürünü, onu üretecek yerli bir kuruluş varsa ithal edilmeyecek, yerli kuruluşa ürettirilecek. Böylece yerli sanayi korunacak ve kazandıkça daha hızlı kalkınacak.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.13
Bir kimse bir mal üretip toplumun faydasına sunduğunda, ona, ürettiğine eşdeğer tüketme hakkı olduğunu gösteren özel bir senet verilir — işte bu senede para denir. Piyasaya arz edilen malların toplam değeri ne kadarsa, cepteki paranın toplamı da o kadardır: Para = Mal. Bu yüzden Adil Düzen'de karşılıksız para basılamaz.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.31-33
Bal arıları çok üretir, az tüketir; kovandan bal alınınca iştahları kesilir, daha az yerler. İnsan ise tam tersidir: sofraya buyur edilince yüzü güler, “şu kazmayı al, şurayı kaz” denince suratı asılır. Neden? Çünkü insan Cennet için yaratılmıştır — orada sadece tüketecektir. Ama bu dünyada imtihandayız. İşte biz, bu yaradılıştaki insanlar için adil düzeni kurmak mecburiyetindeyiz: ne kadar tüketeceksen o kadar üreteceksin, başkasının hakkını yemeyeceksin.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.31-32
Faiz yiyen insan; fakir fukaranın gözyaşını içen, etini ve kanını yiyen insan gibidir. Kan içen bir vampir durumundadır — saadeti başkalarının ızdırabında arayan insan durumundadır. Faiz, kırk çeşit belanın mikrobudur.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.34
Nasıl Öklid geometrisi belli aksiyomlarla tarif edilirse, bir ekonomik düzen de temel esaslarıyla tarif edilir. Adil Ekonomik Düzen 31 temel esasla tarif edilmiştir: 3'ü genel esaslar, 7'si parayla, 7'si krediyle, 7'si vergiyle, 7'si sosyal güvenlikle ilgilidir.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.26
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin yerini kâr amacı gütmeyen bir Buğday Vakfı alacak. Bütün depolar bilgisayar sistemiyle birbirine bağlı olacak; görevli düğmeye basınca Türkiye'deki toplam stoku görecek ve fiyat, uzmanların hazırladığı tabloyla stok miktarına göre belirlenecek: stok bolsa ucuz, azsa pahalı. Böylece fiyatı ne masa başında devlet, ne tekeller belirleyecek — arz-talep, herkese eşit işleyecek.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.29-30, 37-38
Atölyesi olan ama işletme sermayesi olmayan kişi; atölye vesikasını, meslek kuruluşunun teminatlı ehliyetini ve mensubu olduğu ahlâk topluluğunun “tezkiye belgesini” ortaya koyar. İşçilerinin ücretini banka (devlet) öder, üretip satınca borcunu kapatır. Dürüst davranmazsa zararı tezkiyeyi veren ahlâk topluluğu tazmin eder ve tekrarında kredi hakkını kaybeder. Böylece düzenin kendisi, herkesi dürüstlüğe ve ahlaki gelişmeye teşvik eder.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.42-43
Bir üretim için masaya dört temsilci oturur: yönetici kadro, tesis sahibi, işçi ve hammaddeci. Beşinci ortak devlettir — elektrik, su, yol, güvenlik, eğitim gibi genel hizmetlerle üretime katkıda bulunur ve üretimden kendi payını üretim cinsinden alır. Vergi budur: devletin kuvvetine dayanarak aldığı haraç değil, katkısının hakkı. Bu yüzden Adil Düzen'de gelirden vergi alınmaz — herkesin brüt geliri, net geliridir.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.53-58
Faizci kapitalist sistemle insanlığı sömüren emperyalizmi atom bombasıyla yıkmak mümkün değildir; fakat selem senediyle yıkmak mümkündür. Çünkü kapitalist düzende senet parayı temsil eder — senet çoğaldıkça pahalılık artar. Adil Düzen'de selem senedi malı temsil eder — senet çoğaldıkça ucuzluk gelir. Kapitalizmde vade uzadıkça faiz biner, fiyat artar; selemde vade uzadıkça fiyat düşer.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.48-49
1983'te toplam gelirler içinde emeğin payı yüzde 24,78 idi; 1990'da yüzde 14'e düştü. Faiz ve rant gelirlerinin payı ise yüzde 75'ten yüzde 86'ya çıktı. İşte millet böyle sömürülmektedir.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.11-13
Taklitçilik hastalığını tedavi edeceğiz · 60 milyonun kardeş olmasını sağlayacağız · Adil düzeni kuracağız · Borçla değil kendi gücümüzle kalkınacağız · Millî harp sanayiini kuracağız · Şahsiyetli dış politika izleyeceğiz · Uydu değil lider Türkiye'yi kuracağız · Bütün faizleri kaldıracağız · Bütün vergi ve fon kanunlarını lağvedeceğiz · Üretimi ve istihdamı üç katına çıkaracağız · Enflasyonu yüzde sıfır yapacağız · İslam Ortak Pazarı'nı kuracağız.
— Türkiye'nin Temel Meseleleri — kitaplar/turkiyenin_temel_meseleleri.pdf, PDF s.72-73
Yapılan incelemeler, 21. asırda dünya ekonomik faaliyetlerinin ağırlık merkezinin artık Avrupa ve Amerika'dan Uzakdoğu ve Asya'ya doğru kayacağını göstermiştir. Uzakdoğu'daki balıkçı köylerinde on yıl gibi kısa sürede büyük teknoloji merkezlerinin kurulabilmesi, maddi gücün ne kadar kolay yer değiştirebileceğinin kanıtıdır.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.205
İnsanlık ekonomide toplayıcılık, avcılık, çobanlık, çiftçilik ve işçilik dönemlerinden geçti. Bugünkü nokta bir dönüm noktasıdır: işçilik döneminin, yani işçi-işveren çatışması döneminin arkasından gelecek dönem “ortaklık dönemi”dir. Üretim; müteşebbis, tesis, emek, hammadde ve genel hizmetleri yapan devletin ortaklığıyla gerçekleşecek, kazanç adil ölçülerle paylaşılacaktır.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.76-84 · Davam —…
Doğu Bloku ülkelerine bizzat seyahat ettim; rivayete değil fiilî gözlemlerime dayanarak anlatıyorum. Kruşçev'in şu konuşması bir dönüm noktasıdır: “Komünist rejim iyi bir rejim ama insan tabiatına uymuyor. Köylüler evlerinin etrafındaki kendilerine ait araziyi çok iyi ekip biçiyorlar; müşterek kısmı ekmiyorlar. Zirai üretimi artırmak istiyorsak köylülerin kendi arazilerini büyütelim.” Bunun manası “köylülere mülkiyet tanımak mecburiyetindeyiz” demekti. İnsan fıtratına uymayan bu sistem bir müddet yaşadı, sonra kayboldu gitti.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.70-74
İzmir'de TEDAŞ vatandaştan topladığı elektrik parasını yüzde 40 faizle özel bankaya yatırıyor; aynı banka aynı parayı yüzde 150 faizle devlete borç veriyordu. Devlet kendi parasını faizle geri alıyordu! Biz gelince 10 bin kamu kuruluşunun mali imkânını bir elektronik merkezde topladık — bir de baktık ki devletimizin çok parası var, meğer ne kadar zenginmişiz. Havuzu kurunca devleti 6 ayda 10 milyar dolar faiz ödemekten kurtardık. Bize kadar KİT'ler yılda 5 milyar dolar zarar ederdi; biz gelir gelmez 2 milyar dolar kâra geçti. Çünkü at sahibine göre kişner.
— Davam — kitaplar/davam.pdf, PDF s.181-182
Faizci düzende doktorla hasta çıkar çatışması içindedir: hasta ne kadar ağır ve uzun hastalanırsa doktor o kadar çok para alır. Adil Düzen'de ise doktor, sağlığından sorumlu olduğu vatandaş hasta olsa da olmasa da aynı parayı alır; ne kadar çok vatandaş kendisini tercih ederse o kadar kazanır. Doktorun çıkarı artık şudur: “Ahmet Bey, duydum ki seyahate çıkacakmışsınız; aman süveterinizi almayı unutmayın, üşütüp hem kendinizin hem benim başıma iş açmayın!” Avukatla müvekkil de aynı şekilde çıkar paralelliği içindedir: niza çıkmazsa avukat daha çok kazanır.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.68-69
Faizci kapitalist ülkelerde doğum oranı düşüyor; nüfus gençlerden çok yaşlı ve emeklilerden oluşuyor. Yirmi-otuz yıl önce Almanya'da bir çalışan genç işçi bir emeklinin aylığını karşılıyordu; şimdi iki emeklininkini karşılamak zorunda. Bu gidişle 40 yıl sonra bir genç işçi sekiz yaşlı emeklinin geçimini karşılamak mecburiyetinde kalacaktır. Bu taşınamayacak bir yüktür; bu sosyal güvenlik düzeni iflasa mahkûmdur.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.74-75
1) Herkes sigortalıdır. 2) Sigorta ve emeklilik için para ödenmez. 3) İşsizlik ve emeklilikte herkesin ne alacağı yaş, tahsil, hizmet ve ehliyet esasına göre katsayı ile belirlenir. 4) Karşılığı bütçeden, millî gelirle orantılı olarak ödenir. 5) Emeklilik, talebe ve beyana göre istenildiği zaman olur — belli yaşı bekleme mecburiyeti yoktur; dileyen emekli olur, iyileşince tekrar çalışmaya döner. 6) Emekli olan kredi hakkını kaybeder. 7) Maaş, ayrıldığı andaki mesleki dereceye göredir. Devletin en temel görevi hiçbir vatandaşın aç, açık kalmamasıdır.
— Adil Ekonomik Düzen (RP, 1991) — kitaplar/adil_ekonomik_duzen_1991.pdf, PDF s.71-73
Ağır Sanayi Hamlesi olmadan bir milletin bağımsızlığından bahsedilemez. İthal motorla, ithal cıvatayla milli savunma kurulamaz. Kendi motorunu imal edemeyen ülke tam bağımsız olamaz.
— Gümüş Motor ve Sanayi Hamlesi Konuşması
Faiz nisbi bir sömürü aracıdır. Devlet bankaları faizle para sattığı sürece sanayici batar, çiftçi yok olur. Çözüm Denk Bütçe ve tek Havuz Sistemidir.
— 54. Hükümet Bütçe Konuşması (1996)
Milletimizde hem maddi hem de manevi kalkınmamızı sağlayacak azim, irade, iman mevcuttur.
— Kitap: Davam, s.171-172
Faiz demek, üretmeyen insana haksız olarak tüketim hakkı vermek demektir.
— Video: Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın faiz hakkındaki kararı ve düşüncesi — 00:39
İnsan unsuru ne kadar sağlamsa, ne kadar ahlak ve karakter sahibi ise kalkınmada o kadar güçlü olacaktır.
— Kitap: Davam, s.187-189
Faizci kapitalist sistem insanlara saadet getiremez.
— Video: No 384 Necmettin ERBAKAN, Berlin Televizyon Programı 1991 — 00:11:19
Bu faizci düzenin yürümesi mümkün değildir.
— Video: "Bak Biz Ne Yapacağız?" Erbakan Hoca 1992 Kayseri #erbakan #refahpartisi #kayseri — 00:00
Adam olun, milli görüşün ağır sanayi fabrikalarını tamamlayın.
— Video: BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİNDEKİ SAYGISIZLIKLARA NECMETTİN ERBAKAN VİDEOSU ÇOKÇA PAYLASIM YAPILD — 01:04
Tarihi olarak karla faiz beraber doğmuştur.
— Video: Erbakan ve Perinçek’in tarihi faiz tartışması. #erbakan #faiz — 00:16
Ağır Sanayi hamlesi tahrip edildi, fabrikalar yabancılara satıldı.
— Kitap: Türkiye'nin Temel Meseleleri, s.76
Biz vaktiyle hükümetteyken ağır sanayi hamlesi yaptık.
— Video: "Kürt kardeşlerimiz bir kurtarıcı arıyor, bulamıyor" — 01:46
Maddi kalkınma manevi kalkınmasız olamaz.
— Video: Erbakan: Şu 10 tane ilaca sarılmaktan başka çare yoktur — 00:00
Türkiye'de maddi ve manevi kalkınma hamleleri yapacağız.
— Video: Erdoğan'ın Peşinde Olduğu Partiden Cumhur'a Kötü Haber: Erbakan Resti Çekti! #sondakika|14 — 01:01
Milli demek, fabrika yapan fabrika kuracaksın.
— Video: ERBAKAN : "SİYONİZM ÖYLE USTADIR Kİ:..." — 01:34
Siyasi düzen ekonomiyi tanzim ediyorum diyerek tahrip etmez; ilmi düzen tam bir hürriyet, özerklik ve teşvik ile ilim ve teknoloji sahasındaki hızlı gelişmeleri sağlar.
— Kitap: Adil Ekonomik Düzen (1991), s.99-100
Bütün Müslüman ülkelerin makinesini, uçağını, tankını siz yapın; zengin olun, efendi olun, uşak olmayın!
— Video: Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Refah Partisi Seslenişi — 00:46
Türkiye yıllardan beri hızlı kalkınmaya karar verdiği tarihten itibaren bu kabil güçlüklerle her zaman karşılaşmıştır ve bu güçlükleri her zaman yenmesini başarmıştır.
— Video: Necmettin Erbakan'dan Türkiye'nin Ekonomik Durumu — 00:32
Biz bu düzeni düzelteceğiz, milleti faize ezdirmeyeceğiz diye bir tanesinin konuştuğunu duydunuz mu?
— Video: AKP'yle CHP'nin Ne Farkı Var? | Necmettin Erbakan — 00:18
İkinci prensip, üretime ulaşıncaya kadar bütün maniaları ortadan kaldırmak vergi, faiz, darpane, kambiyo, bu banka düzeninin bütün ilave yüklerini ortadan kaldırmak.
— Video: Erbakan: Üretimde Adil Düzen! - 1994 #shorts
Ufacık bir noktaya dikkatinizi çekiyorum: 10 tane uluslararası kuruluş, banka kuruluşu, bu 10 tane kuruluşla 6 milyar insana bir senede yapılan sömürü 7 trilyondur.
— Video: Dünyanın Anatomisi ve Küresel Sömürü Sistemi
Onların bu uzun vadeli planları var da, bizim kısa, orta ve uzun vadeli milli planlarımız nerede?
— Video: N Erbakan — 01:45
O rezerv bizim Merkez Bankası'nın kasasında durmuyor ya Amerika'daki bankada duruyor o banka bunlara senin bende on milyar dolarım var diye bir beyaz kağıt vermiş.
— Video: Amerika Oturup Yeşil Kağıt Basıyor. Geliyor Burada Pamuğumuzu, Emeğimi
Ağır sanayi hamlesinin bir an evvel geciktirilmeden başlaması gerekir ve bütün bu gelişmemize paralel olarak da Müslüman ülkelerle iş birliğimizi geliştirmeliyiz.
— Video: Erbakan: Şu 10 tane ilaca sarılmaktan başka çare yoktur
Biz bir defa bin dokuz yüz yetmiş yedi yılında dördüncü beş yıllık planı hazırlarken anayasanın emrine uygun olarak manevi kalkınmayı ayrıca bir plana bağladık.
— Video: ESAM3 50 MANEVİ KALKINMA PLANI a ERBAKAN
Bakınız yapılan iş şudur: Önce bir defa bütün bu satın alınan malların içerisinde ödenen faizler dış borç faizi olarak Amerika'daki Siyonist bankalara gidiyor.
— Video: Necmettin Erbakan: Milletimizi ezen faizdir!
Amerikalılardan daha üstün elektronik kontrol cihazları geliştirsin, bilgisayarla hedefi şaşmayan güdümlü mermileri, tank savarları, uçak savarları geliştirsin.
— Video: Erbakan'dan İslam Dünyası için Teknolojik Bağımsızlık ve Siyasi Güç Ça — 01:48
Dünyanın parası bunların elinde, fabrikalar bunların elinde, gazeteler bunların elinde, televizyonlar bunların elinde, birçok ülkelerin idaresi bunların elinde.
— Video: SİYONİZM ve EMPERYALİZM'in TEMELİ NEDİR? - PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN — 01:08
Reçetenin birinci maddesi unutmayın ki biz size kredi vereceğiz ama bu kredilerle sakın ha milli görüşün ağır sanayi fabrikalarına bir kuruş harcamayacaksınız.
— Video: Bu Düzen Kendi Kendine Kurulmuyor