Libya Gezisi ve Kaddafi Krizi

6 Ekim 1996

Başbakan Necmettin Erbakan, Mısır-Libya-Nijerya turunun Trablus ayağında 5-6 Ekim 1996'da Muammer Kaddafi tarafından çölde kurulan çadırda kabul edildi; Kaddafi'nin Kürt meselesi ve Türkiye'nin dış politikasına dair uzun ve sert çıkışı ile bu sözler karşısında Erbakan'ın salonu terk etmeyip dinlemekle yetinmesi, Türkiye'de "sessiz kalma" tartışmasını başlattı. Gezinin beyan edilen resmî gerekçesi Libya'nın Türk müteahhitlere olan birikmiş borcunun tahsili ve ekonomik iş birliğinin canlandırılmasıydı; fakat kriz, turun ekonomik hedefini gölgeleyerek 54. Hükümet'in dış politika tercihlerine yönelik iç siyaset eleştirilerinin ikinci büyük dalgasını oluşturdu.

Arka plan

54. Hükümet (Refah-Yol) 28 Haziran 1996'da kurulduktan sonra Erbakan, 1969'dan beri savunduğu "şahsiyetli dış politika" çizgisini, "uydu değil lider ülke" ve İslam ülkeleri başta olmak üzere çok yönlü iş birliği teziyle pratiğe çevirmeye çalıştı. Ağustos 1996'daki İran-Pakistan-Malezya-Singapur-Endonezya turu ve Tahran'da imzalanan doğalgaz mutabakatı, Batı başkentleri ve iç muhalefette "eksen kayması" ve ABD'nin 1996 İran-Libya yaptırımları (ILSA) bağlamında eleştirilmişti. Eylül sonu New York-Birleşmiş Milletler temasları ve D-8 hazırlıkları sürerken Başbakanlık, Ekim başında üçlü bir Afrika durağı planladı: önce Mısır (Hüsnü Mübarek), ardından Libya (Muammer Kaddafi), son durak Nijerya (Sani Abacha). Libya ayağının özel ekonomik boyutu da vardı: 1980'lerin sonunda Libya'da kalan Türk müteahhitlerin alacakları, ambargo ve petrol fiyatı dalgalanmaları nedeniyle tahsil edilememiş, iş dünyası ve odalar hükümetten girişim bekliyordu. Erbakan'ın genel dış politika çerçevesi ise zaten yıllardır kitaplarında ve demeçlerinde yazılıydı: Batı taklitçiliğini bırakıp millî kaynaklara ve Müslüman ülkelerle dayanışmaya dayalı düzen. Bu iklimde Trablus ziyareti hem ekonomik hem sembolik bir adım olarak tasarlanmıştı.

Olayın seyri

Erbakan'ın ağzından

Bu görüşmenin ardından, 24 Eylül' de Libya'nın başkenti Trablus' a geçtik.

— Davam

Bağdat, Mekke ve Trablus Konferanslarına katıldık.

— Davam

İkincisi "Şahsiyetli dış politika" güdülmesidir.

— Davam

Şahsiyetli Dış Politika Temel Hedefimizdir

— Türkiye'nin Temel Meseleleri

Biz önce bir defa iki tane kanadımızı açtık.

Sonuç

Trablus krizi, turun ekonomik hedefinin (müteahhit alacaklarının tahsili ve Libya ile ticaretin canlandırılması) önüne geçti; borç konusunda kısmi ödeme ve iş birliği niyeti teyit edilse de iç siyasetteki algı "taviz" ve "itibar zedelenmesi" olarak kodlandı. Olay, Ağustos İran turuyla başlayan dış politika eleştirilerinin ikinci ve daha sert dalgasını oluşturdu, 1996 sonbaharında 54. Hükümet'e yönelik laiklik-irtica ve eksen tartışmalarının dilsel şablonunu pekiştirdi ve Şubat 1997'ye giden süreçte ordu-bürokrasi-medya geriliminde sık atıf yapılan bir örnek haline geldi. Diplomasi yönünde Libya-Türkiye hattı tamamen kopmadı, ancak Ankara-Trablus ilişkileri uzun süre temkinli ve düşük profilli seyretti; Erbakan çevreleri ise geziyi "şahsiyetli dış politika'nın bedeli ve sabır diplomasisi" diye savundu.

İhtilaflı noktalar

İddia: Erbakan, Kaddafi'nin sözleri karşısında salonu terk etmeden ve tek kelime cevap vermeden sonuna kadar dinledi
Durum: belirsiz
Dönem haberlerinin ve heyet anlatılarının büyük kısmı "sessiz kalındı / terk edilmedi" der; bir kısım heyet ve hükümete yakın kaynak ise itirazın diplomatik kanaldan ve heyetler arası bölümde iletildiğini söyler. Görüşmenin tam tutanağı ve ses kaydı kamuya açık değildir; bu yüzden "hiç cevap verilmedi" kesinliği külliyatta doğrulanamıyor.
İddia: Kaddafi görüşmede Atatürk, Türk ordusu ve Türkiye'nin toprak bütünlüğü hakkında ağır hakaretler ve Kürdistan kurulmalı sözü sarf etti
Durum: belirsiz
Gazeteler Kaddafi'nin sözlerini özet ve tercüme üzerinden farklı cümlelerle aktarır; kelimesi kelimesine mutabık tam metin yoktur. "Kürdistan kurulmalı" ve "iradesini kaybetmiş Türkiye" formülü yaygın aktarım olmakla birlikte, "Atatürk ve orduya hakaret" iddiasının hangi cümleye dayandığı kaynaklarda bir örnek değildir ve video deşifresi de sayı/tarih içermeyen özet anlatıdır.
İddia: Geziden birkaç hafta sonra Libya Türkiye'ye 250 milyon dolar gönderdi / borç ödendi
Durum: belirsiz
İddia video başlığı ve bazı köşe yazılarında yer alır; Merkez Bankası, Hazine veya Dışişleri'nin o döneme ait resmî ödeme dekontu / mutabakat metni pakette ve taranan külliyatta bulunamadı. Borç konusunda kısmi tahsilatın olduğu heyet anlatılarıyla sabit olsa da tutar ve tarih doğrulanamıyor.
İddia: Çadır görüşmesi Mısır-Libya-Nijerya turunun planlı parçası değil, Erbakan'ın şahsi İslamcı ajandasıyla yapılmış sürpriz ziyaretti
Durum: yanlis
Tur Dışişleri ile birlikte planlanmış resmî bir başbakanlık gezisidir; Kahire-Trablus-Abuja güzergâhı ve heyet kompozisyonu önceden açıklanmış ve Dışişleri program bültenlerinde yer almıştır.

Kaynaklar