İstifa

18 Haziran 1997

Necmettin Erbakan, Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi arasında 28 Haziran 1996'da imzalanan koalisyon protokolü uyarınca 18 Haziran 1997'de başbakanlıktan istifa etti ve dilekçesini Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu. Protokol ve ardından imzalanan mutabakat gereği görevin DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'e verilmesi beklenirken, Demirel 19 Haziran'da hükümeti kurma görevini ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a verdi. Böylece 54. Cumhuriyet Hükümeti (Refah-Yol) sona erdi ve ANASOL-D dönemi açıldı.

Arka plan

28 Haziran 1996'da kurulan 54. Hükümet, Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi'nin Ortak Hükümet Protokolü'ne dayanıyordu; protokolde başbakanlığın bir yıl sonra DYP'ye devri öngörülmüştü. Kuruluşundan itibaren hükümet, 28 Şubat 1997'de 9 saate yakın süren Millî Güvenlik Kurulu toplantısı ve ardından açıklanan 18 maddelik MGK bildirisi başta olmak üzere, askerî-bürokratik baskı, medya kampanyası ve yargı hamleleriyle yoğun kuşatma altındaydı. MGK kararları, hükümetin irticayla mücadele başlığı altında sunulan tedbirler listesini imzalaması beklentisiyle birlikte siyasî krizi derinleştirdi; Erbakan bu dönemde kararları Meclis'e sevk etme ve protokole uyarak rotasyonla tansiyonu düşürme çizgisini savundu. DYP içinde de rotasyonun öne çekilmesi baskısı vardı: DYP Genel Başkan Vekili Hasan Ekinci'nin daha sonra aktardığına göre, 13 Haziran 1997'de yapılan görüşmede DYP kanadı 17 Haziran'a kadar iki yıllık sürenin bir yıla indirilmesini, aksi hâlde grup kararıyla hükümetten çekilmeyi gündeme getirdi. Bu şartlarda Erbakan, baskı ve gerginlik gerekçesiyle değil, protokolün gereği olarak ve ahde vefa örneği saydığı bir davranışla istifa yolunu seçtiğini açıkladı.

Olayın seyri

Erbakan'ın ağzından

Kendi adina da sizlere saygilarimizi sunarak sozlerime basliyorum. Butun ulusumuzun takip ettigi gibi 18 Haziran gunu bizim Dogru Yol Partisi ile bir yil once yapmis oldugumuz protokolumuz uyarinca protokolumuze uyarak Sayin Demirel'e Basbakanliktan istifa mektubumuz sunmustum.
Refah Partisi ve Dogru Yol Partisi arasindaki koalisyon protokolune uygun olarak bu bir yillik sureden sonra Basbakanligin Dogru Yol Partisi'ne geçebilmesi için yapmis oldugumuz taahhude ve iki parti arasindaki mutabakata uymak uzere Basbakanlik gorevinden istifa ediyorum. Bu sure içerisinde gerek Basbakan olarak sahsima gerekse 54. Cumhuriyet Hukumeti'ne ve onun uyelerine çalismalarimizda gosterdiginiz yakin ilgi ve desteklerinizden dolayi tesekkurlerimi arz eder saygilar sunarim.
Iste bizim istifa mektubumuz apaçik ortada. Basarili bir hukumet sadece ahde vefa ornegi gosteriyor. Protokolunun geregi olarak en guzel bir ahlak ornegi gosteriyor. Bu siyasi tarihimize boyle geçecek, butun milletimizin kalbini fetheden bir guzel olaydir. Bundan 70 milyon hepimiz iftihar etmeliyiz ve ediyoruz 70 milyon olarak.
Ancak bunun uzerine birtakim Sayin Demirel'den beklemedigimiz yanlis mutalaalar, mulahazalar serdetmistir. Bunlarin basinda efendim ulkede bir gerginlik varmis da hukumet bunun için istifa etmismis. Hayir!
Çok dogal olarak, meclis çogunlugunu temsil eden bu kagit ortada oldugundan dolayidir ki demokrasinin geregi olarak yapilacak is hemen Sayin Tansu Çiller Hanimefendi'yi çagirip yeni hukumeti kurma gorevinin Sayin Cumhurbaskani tarafindan kendisine tevdii edilmesi gerekir idi.

Sonuç

İstifa, Refah-Yol ortaklığının anayasal prosedürde öngörülen rotasyon gerekçesiyle sona ermesi gibi görünse de, Cumhurbaşkanı'nın görevi Meclis'te çoğunluk beyanı bulunan Çiller yerine Yılmaz'a vermesiyle siyasî kriz derinleşti ve 28 Şubat sürecinin en somut iktidar değişimi tamamlandı. 30 Haziran 1997'de Mesut Yılmaz başkanlığında ANASOL-D (55. Hükümet) kuruldu; Erbakan başbakanlığı ve Refah Partisi iktidarı sona erdi, kısa süre sonra Refah Partisi kapatma davası ve 1998'deki Anayasa Mahkemesi kararı gündeme geldi. Erbakan ve çevresi olayı 'protokole uyarak gösterilen ahde vefa ve ahlak örneği' ile 'Demirel'in demokrasiyle bağdaşmayan teamül ihlali' anlatılarıyla kayda geçirdi; bu çerçeve Millî Görüş hafızasında 28 Şubat'ın sivil iktidara müdahale teziyle birleşti. Parlamenter teamül tartışması — istifadan sonra görevin en büyük parti veya protokol ortağına mı, yoksa Cumhurbaşkanı takdirine mi bağlı olduğu — uzun süre siyaset ve hukuk literatüründe örnek olay olarak anıldı.

İhtilaflı noktalar

İddia: Erbakan baskılar altında kaçmak için değil, protokol gereği istifa etti
Durum: dogru
İstifa mektubunun tam metni koalisyon protokolüne atıf yapar ve bir yıllık sürenin dolması gerekçesiyle yazılmıştır. Erbakan TBMM basın toplantısında da 'gerginlik varmış da hükümet bunun için istifa etmişmiş. Hayır!' diyerek baskı-kaçış tezini reddetti ve 'ahde vefa örneği' vurgusu yaptı. Bu, birincil söz (vid XZZCXKaHM8M, 03:56 ve 10:45) ile destekleniyor.
İddia: İstifa tarihi 30 Haziran 1997'dir
Durum: yanlis
Karışıklık, hükümetin görev süresinin fiilen 30 Haziran'da sona ermesinden kaynaklanıyor (55. Hükümet o gün güvenoyu aldı). İstifa dilekçesi 18 Haziran 1997'de Çankaya'ya sunuldu; TBMM-Anadolu Ajansı bültenleri ve Erbakan'ın '18 Haziran günü … istifa mektubumuzu sunmuştum' beyanı (vid XZZCXKaHM8M, sn 125) tarihi teyit eder. 30 Haziran, görev devri ve yeni hükümetin kuruluşudur, istifa günü değil.
İddia: Demirel görevi mutlaka Çiller'e vermek zorundaydı; Yılmaz'a vermesi anayasaya aykırıdır
Durum: belirsiz
1982 Anayasası madde 109 cumhurbaşkanına takdir alanı bırakır; teamül ve Meclis aritmetiği Çiller'i işaret etse de hukuki zorunluluk tartışmalıdır. Erbakan 'Meclis çoğunluğunu hiçe saymak demokrasıyı tanımamaktır' (vid XZZCXKaHM8M, sn 329) ve 1977 örneğini göstererek siyasi teamül ihlali dedi; Demirel ve ANAP çevresi ise 'kurulabilir hükümet' arayışını savundu. Hukukçular arasında içtihat birliği yok.

Kaynaklar